Birr

Uçsam, kaçsam yine döneceğim yer bellidir; ziyanı yok, bundan gayrı, diye fısıldadı.
İçinde Kaf Dağı’na ulaşmaya çalışan Zümrüdüanka’nın telaşı vardı. Kendisini telaş ile hep bağdaştırırdı. Çünkü zaman onun için çok kıymetliydi:
Telaşla yürür,
Bir adım atar, Gazze’de bir gül düşer toprağa,
Bir adım atar, Ortadoğu’da yer yerinden oynardı.
Telaşla kelimeleri ardı ardına sıralar,
Zihni zehirli sarmaşıklara takılır,
Fikri hoyratça, ortadan ikiye yırtılırdı.
Ve telaşlı ateş yakardı sinesini…
Allah ve Resul sevgisini taşırdı yüreğinin en sıcak köşesinde. Resulü öyle güzel anlatırdı ki, gürül gürül akan bir pınar olur taşardı sözleri. Resulün ahlakını, kendisine şiraze edinmiş; her daim Allah’ın ve Resulün yolunda çırpınırdı. Umudu bâkiydi yine de korkardı küfür üzerine öleceğinden; o zaman, sessizleşir eski telaşı ağırlık olurdu üzerinde. Sonra Dua ederdi içinden “ Allah’ım ismim hiçbir faniye karışmasın”
Bir gün bir mecliste onun sözleri yankılanıyordu kulaklarda, öyle hiddetli bağırıyordu ki:
“Kırgınım dünya size,
Kamburluğumu mazur görün,
Omuzlarımda Selâhaddin Eyyubi’nin davasını taşıyorum,
Cafer bin Sadık’ın yaz kış hiç bir şeyi olmadığı için giydiği yünlü abasının derisinde bıraktığı acısını taşıyorum,
Hz. Osman’ın şehadetini taşıyorum.
Ve dünya
Kırgınım size.”
Herkes bu garip adama bakıyor “bu da kimdir ?” diye birbirine soruyordu. Adamın sesi mecliste tekrar yankılanıyor:
“Ki sen insan evladı, Rab’ın seni küçük bir kan pıhtısından yaratmışken, ne diye böbürlenerek yürürsün yeryüzünde.
Unutursun toprağa düşüp, bu dünyadan göçüp gideceğini,
Ve unutursun bütün bu yaptıklarının bir hesabı olduğunu.
İnsan ki,
Fıtratına uygun olarak iman üzerine doğar,
Sonra zıtlıklar üzerine ölür.
Âdem,
Rüya ve gerçeklere sıkışıp kalmış, avucuna bazen dünyayı bazen de şehadet âlemini sığdırmış bir beşer.
Ki aralarında öyle kişiler vardır;
Bildikleri ile amel etmez, kitap yüklü merkeplere benzer başı.
Âlimini, yöneticisini bazen çocuğunu put edinir fark etmez Yaratıcısına şirk koştuğunu.
Doğruyu göstereceğim diye kâfirin, münafığın peşinden gider niyetini unutur yanlışlarına ses etmez ve kalpleri yavaş yavaş bir münafığın kalbini andırır.
Ey insan,
Sömürünün sırtı sensin.
Merhamet et.”
İsmi hiçbir faninin diline dolanmadı, nerden geldiği belli olmayan bu insana kimi derviş dedi kimi mecnun.

|Elif Tekin

âfitâb-i hak-nümâ tarafından yayımlandı

"Siz, toplumun sizi nereye yönlendirdiğinden önce Allah'ın sizi nereye davet ettiğine bakın."

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: